Category Archives: IJP Yıllık

SUNUŞ: Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2018

Bu yıl sizlere Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’nın 10. sayısını sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Her yıl aksatmadan art arda on sayı çıkartabilmek sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde hiç de azımsanmayacak bir başarı. Uluslararası Psikanaliz Yıllığı Yayın Kurulu ve çevirmenleri olarak yıllar içinde çok az değişiklikle, aşağı yukarı aynı ekiple, bugüne kadar geldik. İstikrarlı bir yayın sürdürmedeki başarımızı en başta, Yayın Kurulu ve çevirmenler ekibini oluşturan bir avuç psikanalistin ve psikanalist adayının fedakar çalışmasına borçluyuz. Yıllık’ın hazırlanması, her yıl The International Journal of Psychoanalysis’in 6 sayısındaki yüze yakın makaleyi tarayıp, okuyup seçmek, çevirmek, defalarca redaksiyondan geçirmek suretiyle yürütülen gerçekten dev ve meşakkatli bir çalışma. Fakat bu çalışmanın pek çok ödülü var. Sizlere ulaşan Yıllık’ın yayımlanmasının yanı sıra bizlere eşi bulunmaz bir ortak çalışma ve araştırma ortamı sağlıyor. Bu sayede sadece okurlar değil bizler de çağdaş psikanaliz tartışmalarını, dünyanın dört bir yanından psikanalistlerin ufuk açıcı görüşlerini, kuramlarını ve teknik buluşlarını kendi çalışmalarımıza dahil ediyor ve bunlarla zenginleşiyoruz. Diğer taraftan Türkçe psikanaliz dilinin gelişmesine damgasını vuran bir çalışma içinde olduğumuzu hissediyor ve bununla gurur duyuyoruz.

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’nın hazırlanmasında verdiğimiz emek, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınlarının bize sunduğu imkânla hayata geçiyor ve Yıllık basılı kitap olarak aksamadan her yıl vaktinde okurlarla buluşabiliyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınlarıyla işbirliğimizin başladığı 2014 yılından bu yana “Psike İstanbul Psikanaliz Kitaplığı” dizisinin çatısı alında kendimizi evimizde hissediyoruz. Türkiye’de özellikle süreli yayınlar alanında, uzmanlaşmış bilimsel yayınların sürdürülmesinin ne kadar zor olduğunu deneyimlerimizden de biliyoruz. Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’na istikrarlı bir yayın ortamı sunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınlarına şükran duygularımızı bu vesileyle burada da dile getirmek isteriz.

u.psikanaliz yıllığı.2018

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’nın 10. sayısını “Çocuk ve Psikanaliz” başlığıyla derledik. Çocuk ve ergen psikanalizi ve psikoterapisi ülkemizde de gelişen bir alan. Bu konuda psikanalitik yayınların az olduğunu görmekteyiz. 2018 derlememizi “Çocuk ve Psikanaliz” teması etrafında düşünmemizin başlıca nedeni çocuklarla yapılan psikanalitik çalışmalara, kuram ve pratikle ilgili kaynak sağlama isteğimizdi. The International Journal of Psychoanalysis’te bu yıl çocuk vakalarının ele alındığı makalelerin, ilginç bir şekilde, sayıca epeyce çok olduğunu da eklemek gerekir. Çocuklarla yapılan çalışmalar erişkin psikanalizine çok değerli bir kaynak sağlamakta. Ayrıca “çocukluk çağı” ve “çocuksu boyut”un en başından itibaren psikanalizin temel taşlarından birini oluşturduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle bu konunun psikanalizle kuramsal ya da pratik olarak ilgilenen herkes için önem taşıdığına inanıyoruz.

***

Çocuk psikanalizinin geçmişi psikanalizin ilk yıllarına uzanır. Bu alanındaki ilk çalışma, bilindiği gibi, Freud’un “Küçük Hans Vakası”dır (Freud, 1909). Gerçek adı Herbert Graf olan Küçük Hans aslında doğrudan doğruya Freud’un hastası değildir. Baba Max Graf, atlardan korkan 5 yaşındaki oğlunun fobisini gidermek için Freud’dan yardım ister. Babayla Freud’un yazışmaları üzerinden yürütülen bu dolaylı tedavinin öyküsünü, Freud daha sonra Oidipus karmaşasına dair görüşlerini destekleyen ve açıklayan kapsamlı bir klinik örnek olarak yayımlar.

Çocuk psikanalizi esas itibariyle 1920’lerde, Melanie Klein ve Anna Freud’un doğrudan doğruya çocuklarla yapılan çalışmalar ve gözlemlerden hareketle ortaya attıkları kuramsal ve teknik önermelerle gelişmiştir. Anna Freud daha çok pedagojik bir yaklaşımı benimserken, Melanie Klein oyun tekniğini ortaya atarak yetişkindeki serbest çağrışımın yerine çocukla çalışmada oyunu koymuştur. Böylece çocukların sorunlarına uyarlanan bir psikanalitik anlayışın ötesinde, başlı başına bir tedavi olarak “çocuk psikanalizi”nden bahsetmek mümkün olmuştur. Onları izleyen kuramcılar arasında, önce çocuk hekimi sonradan psikanalist olan D.W. Winnicott’u anmak gerekir. Ancak çocuk psikanalizi günümüzde çok gelişmiş başlı başına bir disiplindir ve bu alanı kuran ve halen geliştirmekte olan önemli tüm psikanalistleri anmak bu Sunuş’un kapsamını aşmaktadır. Çok genel bir ifadeyle, bu derlemede yer alan makalelerin, Klein’ın kurucusu olduğu yaklaşıma dayandığını, ancak günümüzde farklı ve çok daha zengin olan kuramsal ve teknik araçlara sahip bir çocuk psikanalizi yaklaşımını temsil ettiklerini söyleyebiliriz.

***

Kitapta, “Çocuk ve Psikanaliz” teması kapsamında, İsveçli yazarlar Björn Salomonsson ve Majlis Winberg Salomonsson’un “Yakınlığın Engelle Karşılaşması ve Yeniden Kurulması: Bir Kız Çocuğun Bebekliğinden Çocuk Psikoterapisine Takibi” başlıklı çalışması, 2017 yılında Buenos Aires’teki IPA Kongresi’nde işlenen “yakınlık” (intimacy) temasını anne-bebek ilişkisinde ele alıyor. “Anneyle bebek arasındaki yakınlık dansı, pürüzlü ve ahenksiz olursa ne olur? Bu durum çocuğun duygulanım, anlama ve diğer melekelerinin gelişimini nasıl etkiler?” sorularına eğilen yazarlar, Annie’yle annesini, Annie’nin bebekliğinin beşinci ayından yedi yaşına kadar izleyerek inceliyorlar. Anneyle bebeğin buluşmasının en başından itibaren gerektiği gibi gelişemediği bu vaka hem psikanalitik “tek vaka çalışması”na, hem psikanalitik anne-bebek çalışmasına, hem de çocuk tedavisine örnek teşkil ediyor.

Brezilyalı psikanalist Maria Cecília Pereira da Silva “Analistin Anlatı İşlevi: Bir Olasılık İcat Etmek” başlıklı çalışmasını iki vaka örneğine dayandırıyor. Temsil edilemeyen erken bir travma deneyiminin olduğu ilk vakada analist, temsil etme yeteneğini yedi yaşındaki Joaquim’e ödünç vererek, kâbusları “düşlenebilir” rüyalara dönüştüren bir anlatı oluşturuyor. İki yaş on aylık otizmli bir çocuğun analizinin ele alındığı ikinci vakada ise analistin anlatı işlevi, küçük Guilherme’yi saran kabukla bağlantı kurmaya hizmet ediyor.

ABD’li psikanalist Jill Savege Scharff, “Travma Yaşamış Hemofili Hastası Bir Oğlan Çocuğun Analizi”nde dört yaşından altı buçuk yaşına kadar haftada dört analizle takip ettiği hemofili hastası bir oğlan çocuğun vakasını ayrıntılı olarak sunuyor. Analitik süreci canlı biçimde yansıtan bu çalışma sınırlı sayıda makalenin bulunduğu hemofili konusundaki psikoterapi literatürüne de katkı sağlıyor.

Adrien Blanc ve Jerome Boutinaud’nun ortak çalışması olan “Fransa’da Psikanalitik Psikodrama ve Karşıaktarımın Grupça Derinlemesine İşlenmesi: Oyun Terapisinde Terapötik İşleticiler” Fransa’da uygulanan bir psikanalitik bireysel psikodrama tekniğini ayrıntılı biçimde anlatırken, çocuk, ergen ve erişkin tedavisinde simgeleştirme yolları tıkandığında başvurulacak farklı yollara örnekler sunuyor. Makalede iki çocuk ve dört ergen vakası ele alınıyor.

***

Ayrıca kitapta iki makaleyle “bilinçdışı düşlem” temasına da yer verdik. Alman psikanalist Heinz Weiss “Yapısal Bir İlke ve Zihinsel Yaşamın Örgütleyicisi Olarak Bilinçdışı Düşlem: Kavramın Freud’dan Klein ve Takipçilerinden Bazılarına Uzanan Evrimi” makalesinde, Freud’un bilinçdışı düşlemi, hastanın iç dünyasıyla temas kurmamızı sağlayan bir araç olarak keşfetmesini ve kavramın Melanie Klein ve takipçilerinin çalışmalarıyla nasıl bir evrim geçirdiğini ele alıyor. Düşlemlerin en başından itibaren nesne ilişkileri içerdiğini vurgulayan Weiss, düşlemlerin ilkel bedene yakın deneyimlerden imgelere ve simgesel temsillere doğru yavaş yavaş gösterdiği gelişimi ortaya koyuyor. İsrailli psikanalist Rachel Blass ise Klein’ın Radikal Düşlem Mefhumu Ve Analiz Pratiğine Etkileri Üzerine Düşünceler” makalesinde Klein’ın takipçisi S. Isaacs’ın (1948) “The Nature and Function of Phantasy” (Bilinçdışı Düşlemin Doğası ve İşlevi) makalesine odaklanıyor. Blass, Klein’ın bilinçdışı düşlem mefhumunu benimsemenin, analistin klinik uygulamasını kökten değiştirdiğini savunuyor. Bu tür yaklaşımın analitik sürece ve analistin yorum tekniğine nasıl yansıdığını vaka örneğiyle ortaya koyuyor. Blass’ın makalesi, Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2012’de yayımladığımız, gene Isaacs’ın metnine odaklanan, T.H. Ogden’in “Susan Isaacs’ı Okumak: 
Kökten Gözden Geçirilmiş
Bir Düşünme Kuramına Doğru” başlıklı çalışmasıyla birlikte okunabilir.

***

Derlememizde bu yıl da Rosine Jozef Perelberg’in bir makalesine yer verdik: “Kadın Kadına Analizlerde Aşk ve Melankoli”. Analistle hastanın aynı ya da farklı cinsiyetten olmasının aktarım-karşıaktarım dinamiklerine etkisi pek çok yazar tarafından araştırılan bir konu. Perelberg de bu bağlamda kadın kadına analizlerde aktarım-karşıaktarım durumunun merkezinde melankolik bir çekirdekle karşılaşılabileceğini öne sürüyor. Kadın gelişiminde gerekli olan anne bedeninin içselleştirilmesinin korkutucu, parçalanmış, kısmı-nesne nitelikleri taşıyabildiğini vurgulayan yazar, bu nedenle kadın kadına analizlerde yoğun somatik deneyimlerin ortaya çıkacağını belirtiyor. Perelberg görüşlerini haftada beş seans sıklığıyla yürütülen bir analizden kesitlerle örneklendiriyor.

***

Kitapta, psikanaliz tarihi çerçevesinde Arjantinli ünlü psikanaliz kuramcısı José Bleger’e ayrılmış bir makale yer alıyor: “José Bleger’in Psikanaliz Hakkında Düşüncesi”. Makalenin yazarı psikanalist Leopoldo Bleger, çalışmasında önce, babası José Bleger’in eğitim aldığı 1950’ler Arjantin’inde psikanalizin durumunu ve bağlamını aktarıyor. Daha sonra, kuramcının üzerine çalıştığı temel konuları ayrıntılı biçimde işliyor.

***

Yıllıkta ayrıca psikanalizin ünlü bir teması olan “kendi kendini analiz”i (otoanaliz) ele alan bir makaleye yer verdik. Donald Campbell “Kendi Kendini Analiz ve Bir Yorumun Gelişimi”nde, hastanın kendi kendini analize karşı tüm analiz boyunca süregiden direncine eğiliyor. Görüşlerini bir vaka üzerinden dile getiren Campbell, hastanın ve analistin seans içindeki kendini analiz çalışmalarının, analiz çalışmasını ilerletici yönlerini bir modelde birleştiriyor.

***

Son olarak bu yıl da Yıllıkta bir film analizi var: Alman psikanalist Beate West-Leuer’in çalışması “Siyah Kuğu – Bir Baş Balerinin Kurban Edilişi: Arkaik Şiddet Deneyimlerinin Mirası Olarak Psikocinsel Zarar Görme / Kendine Zarar Verme”. West-Leuer çalışmasında günümüzün film ve sahne yapımlarının kadim çağların kolektif kurban ritüellerinin kalıntısı olarak görülebileceğini öne sürüyor.

***

Bitirirken The International Journal of Psychoanalysis’in 100. yılını kutlamakta olduğunu belirtelim. Kutlamalar çerçevesinde üç uluslararası konferans düzenleniyor: 19-20 Ekim 2018’de NEW YORK KONFERANSI, 13-14 Nisan 2019’da BUENOS AIRES KONFERANSI ve 20-21 Temmuz 2019’da LONDRA KONFERANSI. Çok sayıda konuşmacının katılacağı bu konferanslarla ilgili ayrıntılı bilgiyi http://www.theijp.org/centenary adresinde bulabilirsiniz. Bunlara ek olarak The International Journal of Psychoanalysis 2019’da 100. yılı için bir özel sayı yayımlayacak.

The International Journal of Psychoanalysis’in güncel makalelerinin bir kısmını PEP’te yer alan IJP Open kısmında yayımlanmadan önce okuyabileceğinizi ve yorumlarınızla makalelere katkıda bulunabileceğinizi de hatırlatalım.

Yeni sayılarda buluşmak üzere, verimli ve keyifli okumalar dileriz.

Nilüfer Erdem, 2018 Türkçe Yıllık Editörü ve Avrupa Yıllıkları Baş Editörü

KAYNAKÇA

Freud, S. (1909). Analysis of a Phobia in a Five-Year-Old Boy. The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Volume X (1909): Two Case Histories (“Little Hans” and the “Rat Man”), 1-150.

Isaacs, S. (1948). The nature and function of phantasy. Int J Psychoanal 29:73–97.

Ogden, T.H. (2012). Susan Isaacs’ı Okumak: 
Kökten Gözden Geçirilmiş̧
 Bir Düşünme Kuramına Doğru. Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2012. İstanbul: Sel Yayıncılık.

 

 

 

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under IJP Yıllık

SUNUŞ: Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2017

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’nın 9. sayısıyla, okurlarla tekrar buluşmaktan dolayı mutluyuz. 2017 derlemesinin ana temasını Yıkım, Yeniden Yaratım ve Cinsellikler olarak belirledik. The International Journal of Psychoanalysis’in (IJP) 2016 sayılarında çıkan makalelerden derlediğimiz bu seçki her yıl olduğu gibi bu yıl da bir taraftan uluslararası psikanaliz topluluğunda öne çıkan temaları yansıtıyor. Diğer taraftan da ülkemizdeki psikanalitik, toplumsal ve kültürel ortamın verdiği esinle, belirli kıstaslar çerçevesinde yaptığımız seçimlerden oluşuyor. Bu kıstaslardan biri de geçmiş sayılarda gündeme gelen düşünce ya da temaları sürdürmektir. Bu anlamda elinizdeki kitabı, geçen yıl yayımlanan “Ölüm Dürtüsü” başlıklı 2016 derlemesindeki tartışmaların bir devamı olarak da okuyabilirsiniz. Bu defa yıkıcı ve saldırgan dürtülerin akıbetini, yıkıcılığın yaratıma dönüştüğü yaratıcı ruhsal hamleyi ele alan metinlerle konuyu ilerletmeyi amaçladık.

u.psikanaliz yıllığı.2017

Derlememizin ilk makalesi T. H. Ogden’in Yıkıcılığın Yeniden Değerlendirilmesi: Winnicott’un “Nesne Kullanımı ve Özdeşleşmeler Yoluyla İlişki Kurma” Makalesi Üzerine başlıklı çalışması. Ogden bu çalışmada Winnicott’un 1968 tarihli “Nesne Kullanımı ve Özdeşleşmeler Yoluyla İlişki Kurma” metnini ele alıyor. Ogden bir dönüm noktası oluşturan bu makalede “Winnicott’un bize nesne kullanımının nasıl bir his olduğunu gösterdiğini” ve bunun bir analistin “nesneleri kullanma kapasitesini geliştirme sürecini ilk kez keşfettiği an” olarak görülebileceği bir ilk olduğunu vurguluyor. Ogden bebeğin, annenin yeterli bir anne olma hissini gerçeklikte yok etmesi üzerinde duruyor. Annenin tam da yıkımdan hayatta kalma deneyimini yaşarken bebek için gerçek bir dış nesneye dönüştüğünü ortaya koyuyor. Hasta için de analistin hayatta kalmasının önemine değinen yazar, analistin yıkım deneyiminden sağ çıkabildiği ve çıkamadığı klinik örnekler getiriyor. Ogden’in bu Winnicott okuması, Winnicott’u yorumlayan bir başka çağdaş kuramcı olan Fransız psikanalist R. Roussillon’un görüşleriyle çarpıcı bir paralellik taşıyor. Nesne kullanımını “yoğrulabilir aracı” (medium malleable) kavramını içsel ve dışsal nesneyi kapsayacak şekilde genişleterek tasvir eden; anne nesnesini, deneyimleyen ve bebeğin deneyimine aracılık eden, “özne olan bir nesne” olarak tanımlayan Roussillon’un yıkıcılık, yaratıcılık ve simgeleştirme arasındaki ilişki üzerine görüşlerini UPY’nın geçmiş sayılarında okuyabilirsiniz.[1]

İtalyan psikanalist G. Civitarese Yüceltme Üzerine başlıklı makalesinde Freud’un kuramında önemli bir yeri olan, günümüzde ise sanat ve yaratıcılığa psikanalitik yaklaşımda artık eskisi gibi kullanılmayan yüceltmeyi farklı bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor. Freud’un kuramında yıkıcı ve cinsel dürtülerin akıbetini tanımlayan “yüceltme” kavramının bir belirsizlik taşıdığına değinen yazar Freud’da ve Freud sonrası kuramcılarda kavramın gelişimini ve kapsamını uzun uzadıya inceledikten sonra felsefe ve estetik alanındaki “yüce” ve “yüce estetiği” mefhumunu yüceltmeyle ilintili olarak ele almayı öneriyor. Yüceliğin özünde kayıpla ve erken dönemdeki travma yaratan etkenle ilişkili olduğunu vurgulayarak, yüceltmeyi de bu bağlamda kavramlaştırmayı öneriyor. Civitarese’nin kavramlaştırması yüceltmeye Bioncu bir yaklaşım getiriyor. Bu makale derlemede felsefe ve sanat alanlarını psikanalizle buluşturan disiplinlerarası bir çalışma niteliği de taşımakta ve alan dışından okurların oldukça ilgisini çekeceğini tahmin ediyoruz.

***

Kitapta “cinsellikler” konusu Flanders ve arkadaşlarının çok kapsamlı bir çalışmasında ele alınıyor: Eşcinsellik Konusu Üzerine: Freud Ne Demişti? Çalışmada, Freud’un eşcinsellik üzerine görüşleri Fliess’e mektuplarındaki ilk varsayımlarından Psikanalizin Anahatları (1940) adlı kitabındaki son gözlemlerine kadar olan süreçte enine boyuna inceleniyor. Yazarlar Freud’un eşcinselliklerin varlığını teyit eden ilk kişi olduğu saptamasında bulunuyorlar. Freud’un yer yer çelişkili görüşlerini irdeleyerek onun eşcinsellik konusunda keskin yorumlardan uzak durduğunu ve bu  konuda daha ileri düşüncelere zemin oluşturan zengin ve çeşitlik içeren bir temel ortaya koyduğunu gösteriyorlar.

Cinsellik konusundaki bir başka çalışma da Britanyalı kuramcı D. Meltzer’in ilk defa gün ışığına çıkan bir makale taslağı: ARŞİV ÇALIŞMALARI: Donald Meltzer’in Cinsellik Üzerine Yayımlanmamış Taslak Makalesi. 2004 yılında vefat eden D. Meltzer Freud, M. Klein ve Bion’un kuramları arasında köprü kuran çalışmalarıyla tanınıyor. Psikanalize kazandırdığı kavramlar arasında bilhassa claustrum, içe nüfuz eden özdeşleşim (intrusive identification) yapışkan özdeşleşim (adhesive identification), parçalara ayırma/ayrılma (dismantling) ve estetik çatışma sayılabilir. ABD asıllı kuramcı 1954’te M. Klein’la analizden geçmek için Londra’ya gidip daha sonra orada yerleşerek Britanya vatandaşlığına geçmiştir. Kariyerine çocuk analisti olarak başlayan, daha sonra erişkin analisti de olan Meltzer, E. Bick’den süpervizyon almış ve  uzun yıllar Tavistock Kliniğinde çalışmıştır.

Makale Meltzer’in, kendisinden süpervizyon alan A. Mason’un vakası üzerine yorumlarından oluşuyor; yazarın cinsellik evreleriyle ilgili kuramının ve eşcinsellik hakkındaki görüşlerinin gelişimini sergiliyor. Süpervizyon vakasının ilgili kısımları da yayına dahil edilmiş. Taslağın nasıl bulunduğuna dair hayli ilginç öyküyü ise M. Rustin’in Meltzer’in Cinselliğe Yaklaşımı Üzerine Kısa Bir Yorum başlıklı sunuş metninde ve A. A. Bronstein’in makaleye eşlik eden “Giriş Yazısı”nda okuyabilirsiniz.

***

Kitapta psikanaliz tekniğinin kuramına dair farklı görüşleri bir araya getiren ve klinik çalışmayı örneklendiren Çağdaş Sohbetler bölümü altında 3 metin okuyacaksınız. B. Ithier’nin ayrıntılı vaka sunumunu da içeren Kimeraların Kolları makalesi ile onun yorumunu yorumlayan B. Reis’ın Canavarlar, Düşler ve Delilik: “Kimeraların Kolları” Üzerine Yorum ve J. Abram’ın Béatrice Ithier’nin “Kimeraların Kolları” Makalesi Üzerine Bir Yorum çalışmaları. Ithier, metnini M. de M’Uzan’ın kimera, T. H. Ogden’in “analitik üçüncü” ve Winnicott’un çizmece oyunu (squiggle) arasında kurduğu paralelliklere dayandırıyor. Hasta tarafından temsil edilemeyen ve seansta söze dökülemeyen deneyimi analistin işlemesinin yollarından biri olarak kimera’ya getirdiği yorumda kimera’yı zihinsel bir çizmece oyunu gibi ele alıyor.

Analistin hastanın simgeleşemeyen deneyimlerini temsile kavuşturma çalışmasına odaklanan diğer iki metin D. Birksted-Breen’in Biokülarite, Psikanalistin İşleyen Zihni makalesiyle R. Josef  Perelberg’in Olumsuz Varsanılar, Rüyalar ve Varsanılar: Çerçeveleyen Yapı ve Analitik Ortamdaki Temsili başlıklı çalışması. Bion’un “binokülarite” kavramına atıfta bulunan Birksted-Breen analistin tutumunu “bioküler” dikkat biçimiyle tanımlıyor. Hayallemeyle analiz etme işlevlerini bir araya getiren bioküler dikkatin “’gölgede’ kalmış veya temsil edilmemiş deneyimlerin öne çıkacağı, önce resimsel sonra fikirsel olarak şekillendirileceği ruhsal alanın geliştirilmesi için gerekli” olduğunu vurguluyor.  Yazar görüşlerini bir analizden çok etkileyici bir kesitle örneklendiriyor.

Josef Perelberg ise haftada beş seansla yürütülen bir analizde hastanın varsanımsı deneyimlerinin anlamını inceliyor. Analitik karşılaşmanın dramatik doğası üzerine düşüncelerini A. Green’in görüşlerine dayandıran yazar, çerçeveleyen yapının ve olumsuz varsanının zihnin yapılanmasındaki rolüne odaklanıyor. Bu makalede Green’in “olumsuzun çalışması” kavramını işleyen yazar “yıkım” ve “yaratım” konusunu genişleten bir katkı sunuyor.

***

Kitapta ayrıca günümüzün can alıcı meselelerinden biri olan mülteci sorununa ilişkin çok zengin bir çalışmaya yer verdik. M. Leuzinger-Bohleber ve arkadaşlarının Frankfurt Sigmund Freud Enstitüsü bünyesinde, başka kurumlarla işbirliği içinde yürüttüğü çalışmayı özetleyen ve sonuçlarını bildiren bu makale Psikanalizin Güncel Mülteci Krizine Katkısı Ne Olabilir?

ADIM ADIM’dan Ön Bildiriler: Bir “Ön Kabul Kampındaki” Mültecileri Destekleyen Psikanalitik Bir Pilot Proje ve Travma Yaşayan Mültecilere Kriz Müdahaleleri başlığını taşıyor. ADIM ADIM projesi ve Leuzinger-Bohleber ve arkadaşlarının çalışması güncel travmayla ilgili psikanalistlerin katkılarının ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Bu katkının ülkemizde mültecilerle yapılan çalışmalarda klinisyenlere ilham vereceğine inanıyoruz.

Son olarak bu yıl da derlememizde bir psikanalitik film incelemesine yer verdik: Ida’nın Hikâyesi: Yas Değil Selamete Ererek Kurtuluş. Polonyalı psikanalist Maciej Musiał makalesinde Pawel Pawlikowski’nin ödüllü filmi Ida’yı inceliyor. Polonya’da Holokost sırasında ebeveynlerini kaybeden Ida’yla teyzesinin ağır kayıplarını ve çatışmalarını konu alan filmin analizi sevilen nesnelerin erken ve ani kaybının nasıl yas tutmayı engelleyen kahredici bir acı verdiğine odaklanıyor. Filmin ve makalenin mercek altına aldığı kayıp, yas ve travma konusu ise bu kitaptaki tüm makaleleri alttan alta kat eden temel meselelerden birini oluşturuyor kuşkusuz.

***

The International Journal of Psychoanalysis’teki güncel makalelerin bir kısmını PEP’te yer alan IJP Open kısmında, yayımlanmadan önce okuyabileceğinizi ve yorumlarınızla makalelere katkıda bulunabileceğinizi hatırlatmak isteriz.

Önümüzdeki yıl 10. sayımızda yine zengin bir içerikle ve bu defa 10. yıla özgü farklı bir etkinlikle okurlarla buluşmayı planlıyoruz.

Verimli ve keyifli okumalar dileriz.

 

Nilüfer Erdem

Türkçe Yıllıklar Editörü ve Avrupa Yıllıkları Baş Editörü

 

 

 

[1] Roussillon, R. (2016). “Birincil Simgeleştirme Üzerine Çalışmaya Giriş”. Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2016: Ölüm Dürtüsü. İstanbul: İstanbul:  Bilgiyay.

Roussillon, R. (2014). “Dürtülerin Bağlanması ve
Bağlanamamasında Nesnenin İşlevi”. Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2014: Psikanalizde Fransız Okulu.  İstanbul: Sel Yayıncılık.

SUNUŞ: Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2017 için yorumlar kapalı

Filed under Çağdaş psikanaliz makaleleri, IJP Yıllık, Yıllık 2017

2017 Yıllığı Yayına Hazırlanıyor

Yıllığın 2017 seçkisi Yıkım, Yeniden Yaratım ve Cinsellikler tematik başlığını taşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nın Psike İstanbul Psikanaliz Kitaplığı dizisinden, yaz sonunda kitapçılarda olacak.

İÇİNDEKİLER

Sunuş  NİLÜFER ERDEM

Yıkıcılığın Yeniden Değerlendirilmesi: Winnicot’un “Nesne Kullanımı ve Özdeşleşmeler Yoluyla İlişki Kurma” Makalesi Üzerine – THOMAS OGDEN

Yüceltme Üzerine – GIUSEPPE CIVITARESE

Çağdaş Sohbetler: Kimeraların Kolları – BÉATRICE ITHIER

Çağdaş Sohbetler: Canavarlar, Düşler ve Delilik: “Kimeraların Kolları” Üzerine Yorum – BRUCE REIS

Çağdaş Sohbetler: Beatrice Ithier’nin “Kimeraların Kolları” Makalesi Üzerine Bir Yorum –JAN ABRAM

Biokülarite, Psikanalistin İşleyen Zihni – DANA BIRKSTED-BREEN

Olumsuz Varsanılar, Rüyalar ve Varsanılar: Çerçeveleyen Yapı ve Analitik Ortamdaki Temsili – ROSINE JOZEF PERELBERG

Eşcinsellik Konusu Üzerine: Freud Ne Demişti? – SARA FLANDERS, FRANÇOIS LADAME, ANDERS CARLSBERG, PETRA HEYMANNS, DESPINA NAZIRI ve DENNY PANITZ

Meltzer’in Cinselliğe Yaklaşımı Üzerine Kısa bir Yorum – MARGARET RUSTIN

ARŞİV ÇALIŞMALARI : Donald Meltzer’in Cinsellik Üzerine Yayımlanmamış Taslak Makalesi

Psikanalizin Güncel Mülteci Krizine Katkısı Ne Olabilir? ADIM ADIM’dan Ön Bildiriler: Bir “Ön Kabul Kampındaki” Mültecileri Destekleyen Psikanalitik Bir Pilot Proje ve Travma Yaşayan Mültecilere Kriz Müdahaleleri – MARIANNE LEUZINGER-BOHLEBER, CONSTANCE RICKMEYER, MARIAM TAHIRI, NORA RETTICH ve TAMARA FISCHMANN

Ida’nın Hikâyesi: Yas Değil Selamete Ererek Kurtuluş – MACIEJ MUSIAŁ

ÇEVİRENLER: Aslı Day, Bella Habip, Cemile Gürdal,  Ebru Salman, Ecem Çoban, Melis Tanık Sivri, Meltem Temiz, Nilgün Taşkıntuna, Nilüfer Erdem, Şeyda Sunar Postacı.

2017 Yıllığı Yayına Hazırlanıyor için yorumlar kapalı

Filed under Çağdaş psikanaliz makaleleri, IJP Yıllık, The International Journal of Psychoanalysis Turkey, Yıllık 2017

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2016 kitapçılarda!

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’nın ana teması “Ölüm Dürtüsü” olan 8. sayısı çıktı.

Freud’un (1920) Uygarlığın Huzursuzluğu’nda ortaya attığı, psikanaliz literatüründe tartışmalı kavramlar arasında yer alan (Laplanche ve Pontalis, 1967) ölüm dürtüsü kavramına günümüz psikanaliz yazarları nasıl bakıyor? Klinik olarak bugün hâlâ bu kavrama ihtiyacımız var mı? Ölüm dürtüsü kavramı bireysel ve kitlesel saldırganlığı ve yıkıcılık eğilimlerini açıklamakta yardımcı olur mu?

2016 Yıllığı, son yıllarda ülkemizde ve dünyamızda giderek yayılan yıkıcılık dalgasının düşündürdüğü soruları psikanalitik kuramın içinden ele almayı sağlayan makalelerin yanı sıra klinik temelli, çağdaş psikanalizin kavramsallaştırmalarını içeren ve disiplinlerarası okumalara açık metinleri içeriyor.

 

 

yillik-2016-kapak

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2016 kitapçılarda! için yorumlar kapalı

Filed under IJP Yıllık

2016 Yıllığı Yayına Hazır

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2016 derlemesi Ölüm Dürtüsü temasıyla Eylül’de İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkıyor.

İçindekiler

Sunuş – NİLÜFER ERDEM

1. Ölüm Dürtüsü: Çağdaş Kleincı Kuramda Görüngübilimsel Perspektifler- DAVID L. BELL

2. Ölüm Dürtüsü Kavramı Klinik Alanda Hâlâ Kullanışlı mı? – FRANCO DE MASI

3. Öteki’ne Umutsuz Bir Sesleniş Olarak Tutkulu Aşk: Nagisa Oşima’nın “Ai No Corrida” Filmi – BELLA HABİP

4. Utanç, Nefret ve Pornografi: Güncel Zamanların Bir Veçhesi Üzerine Çeşitlemeler – CLAUDE JANIN

5. Görme ve Görülme: Klinik Ortamda Utanç – JOHN STEINER

6. Birincil Simgeleştirme Üzerine Çalışmaya Giriş – RENE ROUSSILLON

7. Seansta Bilinçdışı Düşlemin Bulunup Çıkarılması: Biçimin Tanınması – CATALINA BRONSTEIN

8. Hatırlatıcı Olmayan İzler: Travma Yaratıcı Sonradan-Etkiler – ANNA POTAMIANOU

9. “Yok Olma Varoluşuna” Karşı “Boşluk Varoluşu”: İlkel Zihinsel Durumlardaki İki Niteliği Ayırt Etmek – IRIT HAMEIRI VALDARSKY

10. Analist İşbaşında – Alix Vakası: Bebekle Birlikte Üçlü Olunca Yaşanan Psikanalitik Dönüşüm – LILA HOÏJMAN

11. Tartışma: “Alix Vakası: Bebekle Birlikte Üçlü Olunca Yaşanan Psikanalitik Dönüşüm” – ROBERT OELSNER

12. Tartışma: “Alix Vakası: Bebekle Birlikte Üçlü Olunca Yaşanan Psikanalitik Dönüşüm”- IGNES SODRE

13. Editöre Mektup: Hijab ve Eşcinsellik – Bir Vaka Örneği ve Literatür Taraması – NICOLA LUIGI BRAGAZZI ve GIOVANNI DEL PUENTE

Özgün Makalelerini The International Journal of Psychoanalysis’e (Uluslararası Psikanaliz Dergisi) Göndermek İsteyenlere Yönergeler

The International Journal of Psychoanalysis 2014 Sayıları Dizini

Özel Adlar Dizini

Kavramlar Dizini

2016 Yıllığı Yayına Hazır için yorumlar kapalı

Filed under IJP Yıllık

2015: Mutlu Yıllar!

 

Anne.2014

– Kendinizi annenizin tahakkümü altında hissediyor musunuz?

– Hayır, hissetmiyor!

(Mike Flanagan/www.CartoonStock.com)

2015: Mutlu Yıllar! için yorumlar kapalı

Filed under IJP Yıllık

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı PEP Web’de

PEP Web’e giren ilk  Türkçe  yayın olmanın mutluluğunu ve gururunu meslektaşlarımızla paylaşıyoruz.

Pep Web, psikanaliz, psikoloji ve psikiyatri camiası mensuplarının çok yakından tanıdığı, dünyanın en büyük psikanaliz veritabanıdır.

PEP Web Freud’dan Klein’a, Winnicott’tan Bion’a, Kernberg’den Ogden’e, Balint’ten Green’e, Fairbairn’den O’Shaughnessy’ye, Bowlby’den Mahler’e geçmişte ve bugün yazan binlerce psikanaliz kuramcısının makalelerini ve kitaplarını okurlara ağ üzerinden ulaştırmaktadır.

The American Journal of Psychoanalysis’ten Studies in Gender and Sexuality’ye, The International Journal of Psychoanalysis’ten Neuropsychoanalysis’e, Journal of Child Psychotherapy’den The International Journal of Psychoanalytic Self Psychology’ye çok geniş bir dergi yelpazesini okurlara sunmaktadır.

Şimdi bu yayınlar arasında Uluslararası Psikanaliz Yıllığı da yer alıyor. Bu yıl Yıllıkların ilk iki sayısı olan 2009 ve 2010 sayılarını PEP Web’den okuyabilirsiniz. Ayrıca 2011, 2012, ve 2013 Yıllıklarındaki makalelerin özetlerine ulaşabilirsiniz.  Önümüzdeki yıllarda da sonraki sayılar zamanı geldiğinde PEP Web’de yayımlanmaya devam edecektir.

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’nı PEP Web’den okumak için tıklayın.

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı PEP Web’de için yorumlar kapalı

Filed under IJP Yıllık

IJP OPEN

The International Journal of Psychoanalysis (IJP) 25 Ocak tarihinden itibaren online bir tartışma platformu başlattı: IJP Open. Kayıt olan herkes ücretsiz ulaşabiliyor. IJP’ye yayımlanmak üzere gönderilen makaleleri akran incelemesinden, değerlendirme ve seçim sürecinden önce okuyup kendi yorumlarını yazabiliyor. Metinler sitede İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Portekizce, İtalyanca ya da Almanca olarak yer yer alıyor. Yorumlar da bu dillerden biriyle yapılabiliyor.
IJP Open’a www.ijp-open.org adresinden ulaşabilirsiniz.

IJP OPEN için yorumlar kapalı

Filed under IJP Yıllık

Çağdaş Sanat Estetiğine Psikanalitik Bir Bakış

Bu yazı Adela Abella’nın “Çağdaş Sanat ve Hanna Segal’in Estetik Üzerine Düşünceleri” makalesi üzerine yazılmıştır. Makaleyi okumak için: Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2011, İstanbul, Sel Yayıncılık.

Sanat ile psikanalizin alışverişi Freud’un sanatçılara karşı duyduğu ilgi ve merak ile başlar denilebilir. Bu alışverişi Freud’un çevresinde sanata ve edebiyata düşkün birçok takipçinin olmasına borçlu olduğumuz gibi, Freud’un edebiyat, resim ve heykel alanında ortaya çıkardığı eşsiz metinlerin yepyeni bir alanın temellerini attığını da ileri sürebiliriz.

İşte İsviçreli psikanalist Adela Abela’nın Uluslararası Psikanaliz Yıllığı’nda yer alan “Çağdaş Sanat ve Hanna Segal’in Estetik Üzerine Düşünceleri” adlı makalesi Freud’un açtığı yoldan devam ederek, sanatı, özellikle de çağdaş sanatı psikanalitik düşünce ile buluşturan ilginç bir çalışma. Yazar bu çalışmasında Freud ve Melanie Klein’ın takipçisi Hanna Segal’in sanata dair düşüncelerindeki benzerlik ve farklılıkları inceler ve çağdaş sanattaki hakikat arayışını ve yeni düşünme yolları konusunda kendi görüşlerini ileri sürer.

Freud’a göre “güzellik” arayışı sevilen, yüceleştirilen cinsel nesneye karşı beslenen cinsel arzunun yüceltilmesi ve kültürel alana dâhil edilmesidir. Bu kültürel edim aynı zamanda cinsel arzunun temel nesnesinden de vazgeçmedir, onun yasını tutmadır. Her ne kadar Freud daha ileri yıllarda ölümü, narsisist tümgüçlülüğü ve saldırganlığı da sanat eserini tetikleyen unsurlar olarak belirtmişse de bunlar onun için ikincil düzeyde kalır ve temelde Freud’a göre cinsel arzunun yüceltilmesi yani cinselliğin başlangıçtaki arzuyu gerçekleştirme hedefinden sapıp kültürel edimlere yönelmesi başattır.

Freud’un çalışması ağırlıklı olarak sanatçının ruhsallığını ve bilinçdışı düşlemlerini içerirken Hanna Segal’in çalışması sanatçıdan çok sanat eseri üzerinedir. “Estetiğe Psikanalitik Bir Yaklaşım” başlıklı çığır açıcı makalesinde, yenilikçi ve etkili bir sanat kavrayışı ortaya koyar. Segal’e göre sanat pratiği, sevdiğimiz nesneye verdiğimizi hissettiğimiz ya da düşlemlediğimiz zararın onarılmasına imkân sağlar: “[…] yaratıcılık gerçekte bir zamanlar sevilmiş ve bir zamanlar bütün olan, ama şimdi kayıp ve harap olmuş bir nesnenin, harap olmuş bir iç dünyanın ve kendiliğin yeniden yaratılmasıdır”. Dolayısıyla, sanatsal faaliyet “sevilen nesneyi benliğin dışında ve içinde kurtarma ve yeniden yaratma” çabası olarak görülebilir ki bu da, simge oluşumunun eşlik ettiği başarılı bir yas çalışmasını içerir. Bu sürecin sonucu, dışarıda, bir sanat eseri biçimi kazanmış “yepyeni bir gerçekliğin yaratılması”, aynı zamanda benliğin zenginleşmesi, yeniden bütünlenmesi ve canlanmasıdır.

Adela Abela ise estetik hazzın doğasına yoğunlaşır ve bu bağlamda sadece güzelliğe değil çirkin olana da yer verir. Çirkin olan şey, yani düşlemde hırpalanmış, zarar görmüş nesnenin doğasına değgin Segal’in tespitinden hareket eden yazar çağdaş sanatı ele alır ve onun, ille güzellik, ahenk, denge gibi klasik değerleri yakalamanın peşinde olmadığını vurgular. Hatta tam tersine, çağdaş sanat en yoğun, en etkili ve güçlü ifadeyi bulmaya çalışırken, çoğu zaman en ham haliyle çirkinliği, şiddeti ve düzensizliği, ya da anlamsız, rastlantısal ve geçici olanı içeren biçimsel araçları kullanabilir. Yeni bir güzellik anlayışı getiren çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Marcel Duchamp’ın işlerine gönderme yaparak sanatın sadece güzelliğin, duyusallığın ve görsel hazzın dünyası değil, özgür düşünmeyi ve yeni hakikatlerin, yeni fikirlerin de keşfini sağlayan bir alan olduğunu vurgular. Keza John Cage’in müzikal performansına da gönderme yapan yazar, sanatçının sanatı kendini ifade edeceği bir araç olarak değil, dinleyicide değişimi ve dönüşümü sağlayan bir etkinlik olarak tarif etmesinin altını çizer ve Bion’un ruhsallıktaki dönüşüm üzerine olan düşünceleri ile bir paralellik kurar.

Bella Habip

Resimler: Marcel Duchamp, Hanna Segal ve “Tepe Tıraşı” M. Duchamp 1919.

marcel_duchampHanna SegalTonsure Marcel Duchamp_1919

Çağdaş Sanat Estetiğine Psikanalitik Bir Bakış için yorumlar kapalı

Filed under IJP Yıllık

2014: Mutlu Yıllar!

Voutch

– “Artık kabul edin: Hayatta asla verdiğiniz kadarını alamazsınız.”

2014: Mutlu Yıllar! için yorumlar kapalı

Filed under IJP Yıllık